Nisan 17, 2010

gelir gelmez

kle: bıkbıkbıkbık
beyza: bıkbıkbık
yveyn: ben de bıkbıkbık
kle: ahaha evet spaykacım gel bakim sen şöyle (omzuna elini atıyor), bu mallar ders çalışırken biz de...
spayka: o eli ordan alır mısın şekerim?
beyza: eheheheheheheheehehehehehheehehehehehehe
kle: O_o oaoa?! ne! ben ki millet dokunmam için sıraya giriyor...bıdıbıdıbıkbık...
beyza: ehehehehehehehehehehehehehehehehehhehehe
beyza: şuna su doldurur musun?

Nisan 16, 2010

*

büşra: gönül isterdi balık doğsaydım malesef unutmak elimde değil.. bu şarkım sana beyza.
(bkz: balık olsaydım)
beyza: ne o ceceli falan mı?
(bkz: mustafa ceceli)
büşra: ahahahah hayko lan ahahaaha ceceli mi dedi ya ahahah...

böyle şeyler..

evet sıkıldım, bildin aferin. sana puanım 9.

Nisan 15, 2010

çizmedin ki kesesin.

*
cle: bişi yazalım büşra.
spayka: yaz! bir şey.


**
(spayka sms yazmaktadır.)
cle: oha! sms aleminin mike portnoyu O_o nasıl mesaj yazmak lan bu ne hız?
spayka: dinleme tamam yeter artık (dt dinlemekten bahsediyor)

***
(cle, bir istek ve üzerine gelişen inatlaşma nedeniyle gece vakti asma köprü çekmektedir.)
iç ses: gece aydınlatılmış köprü ayağı istediğini freud bilse acep bu konuda ne düşünürdü. uzun uzun kavaklar dere boyu... pompalamasyon bu benim misyon... oooooo oooo beybi...

***
(cle ve spayka akşam seki otuzda evden çıkmak üzereyken clenin babasına yakalanırlar. cle 30 yaşındadır. babası nereye der, fotoğraf çekmeye der. annesi mutfaktan "konferans için çekecekmiş der. olaylar gelişir.)

clebaba: bık bık bık bık. tabii fotoğraf değil ki bık bık bık bık.
cleanne: davetiyeye basacaklarmış.
clebaba: bık bık bık bık bık bıdı bıdı ne konferansıymış bu?
cleanne: ıspanak ister misin? ısıtayım mı?

bu diyalog, aslan burcu kadınının, başak burcu erkeği ile nasıl başa çıkacağına dair önemli ipuçları içermektedir. görebilen gözler için her yerde mucizeler gizlidir.

Nisan 02, 2010

hans andersen






bugün doğum günüymüş, google dan tabi hemen jest.

büşra çok severdi bi kitabı vardı çocukluğu boyunca başa döne döne onu okudu.

Mart 28, 2010

üf püf ve bilumum sıkıntı nidaları

yüz yıldır buraya bi şey yazmadım. şimdi de yazacak bi şeyim yok gerçi ama sıkıntıdan buraya saldırdım. diğer blogumu da kapattım zaten, gayet salak günler geçirdiğimden kayda değer hiç bi şey de olmuyor.

bugün şunu öğrendim : huzur greyfurt suyunda. cle için de şalgam suyunda mesela. şalgam bende işe yaramadı. siz de kendinizinkini bulun, çok eğlenceli. 

adını hatırlayamayıp kafayı yediğim bi şarkıyı dün gece cle ve beyzayla cle'nin arşivi kurcalarken bulduk. perfect strangers! cle acayip sevaba girdi. şalgamla giremediği sevabın yerine sayıyoruz bunu.

az önce yine cle björk- where is the line yolladı. ne tuhaf şarkı.

şu an mikrobiyoloji çalışıyor olmam gerek. of. 

dın dırırım dırırım dırırım ...


Mart 21, 2010

vapurlar hakikaten tuhaf

her defasında, ısrarla her defasında, kadıköyden beşiktaş vapuruna bindikten sonra vapur o en dıştaki setin de dışından gidince, "hassktr işte yanlış vapura bindim kesin kesin, bu kadar insan da zaten adaya gidiyodur o teyzenin elindekiler de pikniğe gider gibi zaten çantası falan" diye başlıyorum kurmaya. halbuki ada vapurunun kapısı ve salonu ayrı taraf, onu da biliyorum. ama naparsın, bi de millete ne uydururm da gidiş dönüş süresini nerede harcadığımı anlatırım diye kurmaya başlıyorum: acil bi işim çıktı gelemiyorum desem? evet evet. ilk adada inerim, sonra hemen ilk vapura atlarım...

Mart 15, 2010

#1

-izzeti nefis meselesi bir yerde. orada, yanı başında durduğunu bile bile uyumak. tanrım! şu güzelliğe bak! şu kıvrımlara, şu kokuya, şu... kendime hakim olamıyorum, gel yavrum, gel bana.

andropoza girmiş beyaz bornozlu nuri alçodan, nutella kavanozuna methiyeler.