Ekim 29, 2009
Ekim 27, 2009
fw: önemli !!!!
Ekim 07, 2009
Ekim 05, 2009
sonbahar
Eylül 28, 2009
Eylül 18, 2009
gidelim görelim
eveett, 2 haftalık okul maratonundan sonra izmit'e adımımı attım bir saat kadar önce. istanbul'da internetten uzak kaldım, sizleri üzdüm biliyorum. neyse gelelim mevzuya..
dün akşam 5.30da yvaine ile kayışdağı'ndan yollara düştük. cadde'ye gittik, c.a.y'yi de aldık falan. amaç waffle yemekti, öncesinde de tabi iftar yapacak idik. gittik, yemek yedik, waffle yedik, tatlı krizinden çıktık falan derken kahve falı mevzusu açıldı. sonra da yürümeye başladık.
gideceğimiz yere vardık, oturduk. kahve sevmeyen, sadece bir kaç kez içmeyi başarmış bendeniz, gelmişken içeyim bari dedim ve kahvemi içtim. sonra falcı abinin masaları dolaşmadığını, fal baktıracak insanın kalkıp onun yanına gittiğini öğrendim. adama baktım, hiç de fal bakacak tipi yoktu. neyse efenim, önce yvaine kişisi gitti, falına baktırdı. hemen peşine de ben gittim tedirgin şekilde.
masaya vardığımda adam orda yoktu. tam oturacaktım geldi, tanıştık, el sıkıştık, oturduk. ilk saniyeden adamdaki enteresan enerji kendini belli etmişti zaten. şahsen elimi kolumu nereye koyacağımı şaşırdım biraz. sonra adam fincanı açtı, masaya koydu, başladı anlatmaya. fincana göz ucuyla bile bakmadı. bir ton şey söyledi. hani derler ya "her şeyi bildi", tam olarak öyleydi sanırım. ne söylediğini anlatmaya lüzum yok şu an. sonracığıma, fal faslı bitti. tekrar el sıkışıyorduk ki adam tekrar konuşmaya başladı. bir süre el ele oturduk, yvaine o anı kaçırdı. görseydi çok gülerdi. dışardan bakan biri için gayet komik bir sahneydi. sonra da teşekkür ettim ve bitti.
işte böyle... adamın etkisi hala üzerimde. çok tuhaf geldi bana, yvaine ne düşünüyor bilemiyorum.
size de diyorum ki: gidin görün.
hatta gitmişken kendisinden nüfus cüzdanını alıp bana ulaştırırsanız sevinirim. zira nikah işlemlerine başlayacağım çok geçmeden. falcı koca fikri sizce de çok eğlenceli değil mi?
Eylül 17, 2009
globalizm
avrupa birliği olmasaydı ve halkımız beleşe avrupa görecez diye kıçından projeler uydurup durmasaydı, bu projeleri değerlendirmek için bürolar kurulmayacaktı. bunun için kurulan büroda insanlar görevlendirilmeyecekti ve benim de hayatımda koridorun sonundaki çocuk diye bir kavram olmayacaktı.
aynı büroyu, oradan oraya taşıyan bir türlü yerinde duramayan yöneticiler olmasaydı, koridorun sonundaki çocuk artık "köprünün karşı tarafındaki çocuk" olmayacaktı.
başa dönüyorum. 1. paragraftaki olaylar olmasaydı hayatımın son 3 haftası koridorun sonundaki çocukla karşılaşma ihtimalleriyle geçişmeyecekti.
globalizmin içine sıçayım.
*30 yaşındasın. ne karşılaşma ihtimali? lisede miyiz?
*eğleniyordum be blog. bu binada, kendi kendimizi eğlendirmezsek başka kimse bizi eğlendirmiyor.

