Ekim 29, 2009

kutlarız!

Ekim 27, 2009

fw: önemli !!!!

böyle bi şey yok. meydan bomboş kaldı. nerdesiniz kızım? kime diyorum? en son 7 ekimde eklediğim posttan sonra ismini vermek istemediğim bazı hayırsızlar (bkz: spayka, yveyn, kle) çok sevgili biricik yarimiz olan blogumuzla muhattap olmamışlar. neyse, we're back in izmit gençler. o sebeple azıcık eğlenip burayı şenlendirebilme umudum var. bakalım kısmet. kle hanım sizinle de görüşelim, yağmur yağmadan bi terasa çıkalım. yağmur yağarsa da çıkalım, önce ıslanır sonra aşağıdakilere üzüm falan atarız çeşitli aktiviteler olabilir. çok sıkıldığım bu ilk izmit gününde ne ders çalışasım, ne kitap okuyasım, ne yemek yiyesim var. aslında hepsini yapmak istiyorum ama sırtım ağrıdığı için halim yok. sırtı ağrıdığı için yemek yiyemeyen yazarınız beyza bildirdi. saygılar, sevgiler.

mottomuza sahip çıkın, azıcık akıllı olun. ismail kocaman bir çılgın olabilir, biz de azıcık çılgın olmalıyı. biz onun devam eden nesliyiz. unutmayalım lütfen.

yazıyı bitirmemeye karar verdim şu an. sıkılıyorum zaten hazır yapacak bi şey bulmuşken bırakmayayım.

dün akşam bi çay içmişim ki sormayın. annemin en çok nesini özlediğimi anladım. çayını. başka da bi şey yok zaten. özlüyorum özlüyorum sonra gelip sarılıp öpüp hoş geldiniz beş gittiniz faslını ve ilk akşam oturmasıyla çay içmesini atlattıktan sonra özleme bitiyor. sonra daha çok özlediğim yumuk yastığıma ve yatağıma kavuşuyorum cümle alemi unutuyorum.
mesela şimdi yine annem çay yapacak, akşam çayı saati olmadı daha ama hava karardı resmen daha şu saatten. havalar da bozacak zamanı buldu. ben istanbul'dayken kıçımı yırttım ya hava soğusun diye, ben istanbul'dan çıkınca soğudu. izmit'te de kapalı hava hiç çekilmiyor. saat daha iki buçuk havaya bak! sanki akşam altı oldu. bi de şimdi akşamlar da erken olacak. bu coğrafya yoksunu memleketin saatiyle mevsimiyle uğraşan devlet yetkililerine de üzülüyorum. bi boktan haberleri yok bi ileri bi geri laçka ettiler ortalığı. güya bi daha saatlere dokunmayacaktık. neyse.. şu an kış saati 30 derece boylamı olan izmit'e göre ayarlı, yani tam 12'de güneş tepede oluyor falan siz düşünün. doğru saati kullanan benim şu an. engin coğrafya bilgimden de bahsettiğime göre çekilebilirim sanırım zira bunun devamını da yazarsam komentler sırf küfürle dolacak. yveyn gelip şerefsiz diyecek. kle gelip ne içtin lan diyecek. kendisi de talep edecek, tüketti rezervlerimi. spayka gelecek hepiniz salaksınız hele bi durun mitoz bölüneyim de iki tane doğru dürüst adam düşsün dünyaya diyecek. böyle şeyler.

anneme simit siparişi verdim. izmitli olduğum gerçeğini ancak mevzu simit olduğunda anlıyorum. çok güzel, çok gevrek.

kral tv'de grup laçin'den bekar gezelim klibi çıkmıştı bu postun sonunda size armağan edeceğim şarkı da bu olsun hadi.

Ekim 07, 2009


her ne kadar piç edilmiş olsa da, dünyanın en güzel görsellerinden biri bence. bugün icat edilmiş, saygı duyarım.

Ekim 05, 2009

sonbahar

geldi. ekim geldi. hava hala açık, hala hırka giymeli. ben üşüyelim istiyorum çok mu a dostlar?

Eylül 28, 2009

konfüçyüs ün doğum günü


imiş bugün.

Eylül 18, 2009

gidelim görelim

eveett, 2 haftalık okul maratonundan sonra izmit'e adımımı attım bir saat kadar önce. istanbul'da internetten uzak kaldım, sizleri üzdüm biliyorum. neyse gelelim mevzuya..

dün akşam 5.30da yvaine ile kayışdağı'ndan yollara düştük. cadde'ye gittik, c.a.y'yi de aldık falan. amaç waffle yemekti, öncesinde de tabi iftar yapacak idik. gittik, yemek yedik, waffle yedik, tatlı krizinden çıktık falan derken kahve falı mevzusu açıldı. sonra da yürümeye başladık.

gideceğimiz yere vardık, oturduk. kahve sevmeyen, sadece bir kaç kez içmeyi başarmış bendeniz, gelmişken içeyim bari dedim ve kahvemi içtim. sonra falcı abinin masaları dolaşmadığını, fal baktıracak insanın kalkıp onun yanına gittiğini öğrendim. adama baktım, hiç de fal bakacak tipi yoktu. neyse efenim, önce yvaine kişisi gitti, falına baktırdı. hemen peşine de ben gittim tedirgin şekilde. 

masaya vardığımda adam orda yoktu. tam oturacaktım geldi, tanıştık, el sıkıştık, oturduk. ilk saniyeden adamdaki enteresan enerji kendini belli etmişti zaten. şahsen elimi kolumu nereye koyacağımı şaşırdım biraz. sonra adam fincanı açtı, masaya koydu, başladı anlatmaya. fincana göz ucuyla bile bakmadı. bir ton şey söyledi. hani derler ya "her şeyi bildi", tam olarak öyleydi sanırım. ne söylediğini anlatmaya lüzum yok şu an. sonracığıma, fal faslı bitti. tekrar el sıkışıyorduk ki adam tekrar konuşmaya başladı. bir süre el ele oturduk, yvaine o anı kaçırdı. görseydi çok gülerdi. dışardan bakan biri için gayet komik bir sahneydi. sonra da teşekkür ettim ve bitti.

işte böyle... adamın etkisi hala üzerimde. çok tuhaf geldi bana, yvaine ne düşünüyor bilemiyorum. 

size de diyorum ki: gidin görün.

hatta gitmişken kendisinden nüfus cüzdanını alıp bana ulaştırırsanız sevinirim. zira nikah işlemlerine başlayacağım çok geçmeden. falcı koca fikri sizce de çok eğlenceli değil mi? 


Eylül 17, 2009

globalizm

referans: http://ahyavrum.blogspot.com/2009/08/evrim-tarafndan-elendigimi-biliyordum.html

avrupa birliği olmasaydı ve halkımız beleşe avrupa görecez diye kıçından projeler uydurup durmasaydı, bu projeleri değerlendirmek için bürolar kurulmayacaktı. bunun için kurulan büroda insanlar görevlendirilmeyecekti ve benim de hayatımda koridorun sonundaki çocuk diye bir kavram olmayacaktı.

aynı büroyu, oradan oraya taşıyan bir türlü yerinde duramayan yöneticiler olmasaydı, koridorun sonundaki çocuk artık "köprünün karşı tarafındaki çocuk" olmayacaktı.

başa dönüyorum. 1. paragraftaki olaylar olmasaydı hayatımın son 3 haftası koridorun sonundaki çocukla karşılaşma ihtimalleriyle geçişmeyecekti.

globalizmin içine sıçayım.

*30 yaşındasın. ne karşılaşma ihtimali? lisede miyiz?
*eğleniyordum be blog. bu binada, kendi kendimizi eğlendirmezsek başka kimse bizi eğlendirmiyor.